“Büyükanne” Sevim Ak tatlı sesle okuyor

Sunday, 7 October 2012

‘Sevim Ak’ın tatlı bir sesi var. Konuşması içinize akıyor.”

 

Türk çocuk kitapları yazarını Deventer’e kitabından parçalar okumak için davet eden kütüphane görevlisi Hetty Odenthal, yazarı böyle niteliyor.

 

Rivierenwijk ve Mikado ilköğretim öğrencileri kütüphaneye davetli… Yerlerine oturup çok dikkatli dinliyorlar. Hollandacaya Mol en de Levende Dingen olarak çevrilen Puldan Taştan Lahanadan adlı kitaptan Sevim Ak Türkçe okuyor, Türk öğrenciler anlayabiliyor. Ancak bazı yerlerde yalnızca Türk öğrenciler gülmüyor. Bunun da nedeni yazarın çok güzel okuduğundan ve sesinin hoş tonundandır.

 

Belediye encümeni Margriet de Jager aynı parçanın Hollandacasını okuyor. Şimdi herkes takip edebiliyor. “Köstebek önce tereddüt ediyor, sonra  iki elini birden sallıyor.” Böyle bitiyor. De Jager, 9 - 12 yaş grubu arası çocuklar için yazılan kitabı, çekici resimlenmiş ve içeriğini de “güzel, hoş ve maceralı” buluyor.

 

Yazar, Çocuk Kitapları Haftası nedeniyle Hollanda’da... İkinci nedeni de bu yıl Hollanda ile Türkiye arası ilişkilerin 400.yılının kutlanması...

 

Ak, çevirmeni Hamide Doğan’la geldi. Bu okuma ve soru sormada kolaylık sağlıyor ve çocuklar bundan zevkle faydalanıyor.

 

Sorulardan birisi çocuk kitabı haftasıyla ilgili... Bu hafta Türkiye’de de kutlanıyormuş. Hatta yazarlara o kadar yoğun ilgi duyuluyor ki bazen iki- üç hafta sürebiliyor, diyor Sevim Ak, “Çocuklar ve yazarlar arası iletişime olanak sağlanıyor.”

 

Hollanda’da şimdi kitabının tanıtım gezisini yapıyor ve Amsterdam’da yazarlar evinde kalıyor.

 

Kitap, çerçöpü toplayıp bu şeylere çok değer veren düzensiz çocuk Köstebek ve simetri düşkünü Simri hakkında... Odenthal, Nienke Rozendaal ve Marike Rienstra’dan oluşan eğitim ekibi tarafından sorulan güzel sorulardan biri “Kendinizi daha çok Köstebek mi Simri mi hissediyorsunuz?”

 

“Ben daha çok Köstebek gibiyim, ben de bazen bir şey atamıyorum ve dağınık sayılırım,” diyor.

 

Simri’nin çok tertipli ve düzenli olmasının da çözüm olmadığını açıklıyor, “Her ikisi de işin içinden çıkamıyor, bir yerde tıkanıyor.” Kitap dünyadaki duruma da işaret ediyor, her şeyi atmamak gerek, bazı şeyler yeniden kullanılabilir. Ama bunu nasıl yapmalı?

“Kitap sanat-estetikle ilgilidir, kitaba başladığımda bu konuda düşünmek istiyordum.”

 

“Güzellik anlayışınız nedir?” diye tek Türkçe sorulan soruyu cevaplıyor sonra. Bazı çocuklar yaşını öğrenmek istiyor.

 

“Büyük annenizin yaşındayım”,

 

“İlk kitabını yazdığında kaç yaşındaydınız?

 

“28 yaşındaydım.”

 

“Kaç kitap yazdınız?”

 

 “29”

 

“En çok hangi kitabınızı sevdiniz?

 

“Hepsini çok seviyorum.”

 

“Neden yazar olmak istediniz?

 

“Çocukken de okumayı çok seviyordum, mahallemizden küçük hikâyeler yazıyordum. Çocukluk yıllarım eğlenceli, yaşam zenginliği hayal ve düşlerle dolu geçti. Çocukluğumu bütün hayatım boyunca yanımda sürüklemek istedim.”